İzmir Devlet Opera ve Balesi İzmir Devlet Opera ve Balesi, 1982 yılında kuruldu. Tam yirmi üç yıldır kentimizin adını, şartlar ne olursa olsun, ödün vermediği nitelikli opera ve bale eserleriyle dünya kültür ve sanat platformunda duyuruyor, nice Batı uygarlığının beşiği Ege'den önce ülkemize, sonra da dünyaya kapılarını açıyor... Bireylerin ve toplumların arasındaki sevgi, dostluk, karşılıklı güven duygularının büyüdüğü; yine bireyleri ve toplumları bütünleştiren en sağlam köprünün kültür ve sanat olduğuna inanılan bir dünyada yaşıyoruz. Bunun bilinciyle bu köprüleri sağlamlaştırmayı ilke edinen İzmir Devlet Opera ve Balesi'nin çalışmaları yalnızca opera ve bale eserlerini sahnelemekle sınırlı değil. Yapmış olduğu şan ve orkestra konserleriyle çoksesli müziğin yaygınlaşmasına katkıda bulunuyor; insanları kültür ve sanatın bazen denendiği gibi bir çatışma odağı olmaktan çıkarıp, onun bütünleştirici, geliştirici özelliğinden yararlanılmasını sağlıyor. 1982 yılından bu yana repertuarına aldığı eserlere şöyle bir bakarsak, tarihsel olduğu kadar güncel, bireysel olduğu kadar toplumsal, zengin içerikli, çok boyutlu, evrensel temaların işlendiği eserler hemen göze çarpmaktadır. İşte bundan dolayı, sahne sanatlarının, çoksesli müziğin bireysel gelişimde öncü olmasını hedefleyen kurumumuz, kültür ve sanatın, sevgi gibi paylaştıkça büyüyen bir olgu olduğunu aklından hiç çıkartmamaktadır. Bu bağlamda kurum çalışanları da böyle davranarak ulu önderimiz Atatürk'ün çağdaş düşünlerini yaymaya çalışıyor ve onun izinden gidiyor. İzmir Devlet Opera ve Balesi, kuruluşundan bu yana kent merkezinde bulunan tarihi Elhamra binasında sanatseverlerle buluşmaktadır. 1912 yılında inşa edilen eski adıyla Milli Kütüphane Sineması veya Elhamra Sineması olarak bilinen, bugün Elhamra Sahnesi olarak kullanılan bu bina, kentimizin tarihi eser kapsamı içinde değerlendirilen en orijinal yapıları arasındadır. Elhamra, 20.yüzyıl başlarından Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar geçen sürede moda olan ve öncülüğünü mimar Kemalettin ve Vedat Beylerin yaptığı Neo-klasik Türk Mimarisi tarzına uygun olarak yapılmıştır. Bina, hem dış cephe hem de iç yapısı itibariyle orijinal ve estetik özellikler taşıyan bir yapıdır. Binanın üst örtüsünde kubbe bulunur. Zeminden kubbeye geçerken kubbenin ağırlığını hafifleten, hem mimari hem de estetik güzellikte, zarif görünümlü bir ağırlık kubbesi bulunur. Zeminde ise iki mermer sütunla ayrılmış, sivri kemerli üç ahşap kapı yer almaktadır. Kapının üstünde geniş saçaklı yağmurluk ve üzerinde de sekizgen geçmeli ahşap pencere parmaklıkları dikkati çeker. Kütüphane ile sahnenin kesiştiği duvarın dış orta kesiminde bu durumu hareketlendiren mermerden yapılmış oyma işlemeli bir niş yer almaktadır. Elhamra'nın iç yapısı ve süslemeleri, dış cephe kadar dikkat çekicidir. Salonun ışıklandırılması binanın mimarisiyle uyumlu, stilize edilmiş şark tipi avizelerle donatılmıştır. Tam ortada bulunan büyük avize bu uyuma egzotik bir hava verir. Salonun yan duvarlarını, ressam Naci Kalmukov tarafından yapılmış Türk ve batı temaşa sanatını konu alan dört tane fresk pano süslemektedir. Balkonun altını oluşturan tavan ise tamamen Türk nakışlarıyla bezenmiştir. 1980 yılında Kültür Bakanlığı tarafından kiralanarak, operaya uygun bir biçimde restore edilen Elhamra; İzmir Devlet Opera ve Balesi'ne verilmiştir. Yapılan atamalar ve çalışmalar sonucu İzmir Devlet Opera ve Balesi 21 Ekim 1982 günü yerleşik kadrosuyla sahnelediği "Çeşmebaşı" balesi ve "Meddah Opera" ile sanat yaşamına "merhaba" demiştir. Verdiği selama çok sıcak bir karşılık alan kurum çalışanları, yeni hazırlıklara girişerek, kentin sanatına yeni bir boyut getirmişlerdir. Sahnelediği ilk temsilden bugüne değin yüzlerce temsil gerçekleştiren ve binlerce izleyiciyle buluşan İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçıları, opera ve bale repertuvarının önemli ve tanınmış yapıtlarını sanatseverlere sunuyor ve Elhamra'nın önemli bir sanat merkezi haline gelmesine katkıda bulunuyorlardı. Geçen yıl fuayesi, salonu yenilenen minik, minik olduğu kadar şirin; şirin olduğu kadar izleyiciye huzur veren Elhamra sahnesi, yeni bin yılda ve onu izleyecek yüzyıllarda da İzmirliyim diyen herkese tüm görkemiyle kucak açacaktır. Sahnenin küçüklüğünden ve teknik koşulların elverişsizliğine karşın, büyük bir özveriyle kuruluşundan bu yana yaklaşık 50 opera, 40 bale, 10 operet, müzikal ve 15 çocuk oyunu sahneleyen bir çok konser gerçekleştiren İzmir Devlet Opera ve Balesi; -yapıtların bazılarının adını anmak gerekirse- Menotti Konsolos, Lortzing Çar ve Dülger, Verdi La Traviata, Rigoletto, Il Trovatore, Macbeth, Maskeli Balo, Nabucco, Falstaff, Puccini Madama Butterfly, La Boheme, Tosca, Donizetti Aşk İksiri, Lucia Di Lammermoor, Bizet Carmen, Rossini Sevil Berberi, İtalya'da Bir Türk, Mozart Saraydan Kız Kaçırma, Figaro'nun Düğünü, Sihirli Flüt, Don Giovanni, Çaykovksi Yevgeni Onyegin, Beethoven Fidelio, Ferit Tüzün Midas'ın Kulakları, Selman Ada Ali Baba & 40 Haramiler, Offenbach Hoffmann'ın Masalları, Bellini Norma, Sabahattin Kalender Nasreddin Hoca, Gounod Faust, Wagner Uçan Hollandalı vb. operaları; Uyuyan Güzel, Giselle, Don Quichote, Hurrem Sultan, Bahçesaray Çeşmesi, Cinderella, Bolero, Ferhat ile Şirin, Kamelyalı Kadın, Raymonda, Esmeralda, Afife, Romeo & Juliet, Şımarık Kız, Fındıkkıran, Üç Silahşörler, Kuğu Gölü, Jivago vb. baleleri; Şen Dul, Yarasa, Çingene Baron, Çardaş Fürstin, My Fair Lady, Tebessümler Diyarı, Venedik'te Bir Gece, Kiss Me Kate vb. operet ve müzikallerin sahnelenmesiyle; Orff Carmina Burana, Beethoven 9.Senfoni, Nevit Kodallı Atatürk, Ahmed Adnan Saygun Yunus Emre, Ali Hoca Çanakkale Çanakkale Oratoryoları, Verdi ve Mozart Requiem, Rossini Stabat Mater gibi dev yapıtların seslendirilmeleriyle, düzenlenen konser ve resitallerle her sezon artan seyirci sayısıyla adeta bir "seyirci patlaması" yaşamaktadır. İzmir Devlet Opera ve Balesi; İstanbul, İzmir ve Aspendos gibi uluslararası festivallere katılarak antik kentlerde eserler sahnelediği gibi, Yunanistan, Almanya, Bulgaristan ve Kıbrıs'a turneler de düzenleyerek opera, bale ve çoksesli müziğimizi yaygınlaştıran bir kurumdur. Ayrıca opera solistlerimiz, aldığı teklifler sayesinde dünyadaki önemli opera merkezlerinde sahneye çıkmışlar ve ülkemizi başarıyla temsil etmişlerdir. İzmir kenti, eski adıyla "Smyrna" yaklaşık iki yüzyıldan beri sahne sanatlarına tanıklık etmiş bir kenttir. Ne mutlu ki, yirmi üç yıldır yerleşik kadrosuyla faaliyet gösteren İzmir Devlet Opera ve Balesi, bir çok uygarlığı bağrında taşımış olan kentimizde bir gurur kaynağı olarak varlığını sürdürmektedir. Avrupa Topluluğu'nda bulunan bazı ülkelerde bile olmayan opera ve bale kurumlarına sahip olan ülkemizde, bu kurumların içinde yaşadıkları kentler için ne denli önemli oldukları, sonraki yıllarda daha iyi anlaşılacaktır. Uygar ülkelerde kentlerin simgesi haline gelmiş opera ve bale kurumları, devletimizin desteği ve çağdaş düşünceleri taşıyan sanatseverlerin katkılarıyla ayakta durmaktadırlar. İzmir, Atatürk Türkiye'sinin bir göstergesi olarak opera ve balesiyle, tabii ki diğer sanat kuruluşlarıyla da sanatseverlere özveriyle hizmet vermekten ayrı bir onur duymaktadır. |